Bulutlar kara damlalar yağdırıyor saçlarıma , gözlerim fecr oluyor…
Simam özlemin kuyularına saldı iplerini, haps oldu yarınlarım ağla/yamıyorum yağmurlar gibi ..

Bir rahmet konuyor dudaklarıma susuyorum!
Gözlerime dokunan katreler kadar sessiz yağıyor hüzün gönlüme..
Düşe kalka doğrulmaya çalışıyorum(...) ve biliyorum bu dünya bir rüya kadar kısa(!)…

Sonra korkup ka
çıyorum.
Sevmek beri gel kaldırımlarda ayak izlerim karşılıksız isen geri dur bir adım benden(!)
Bu rahmet kar mı düşürdü gönlümüze?
Nefesim çekiliyor...

İklimler karmakarışık , ruhum gibi(!) bir güneş açıyor bir gece ...

Saatler yalnızlık kokuyor,
Zemheri geceler rüzgarları estiriyor bağrıma, titremekten haz alıyor bedenim ...
Yaş(l )anmışım besbelli yumuyorum “SANA” gözlerimi,
Kepenklerimi bir bir indiriyorum şahitsiz bir düğündü bizimkisi,

Herşey gibi yarımkalmıştık oysa, devamı gelmeyen türküler besteledim sana..
Sızlıyor gönül telim (!)
Yokluğunumu yaşamaya başladım yoksa?
Korkuyorum(!)
Zaman geceye değerken ben mutluluğu kapı önüne bırakıyorum..
Gör/sen, duy/san sana ne kadar muhtacım(!)
Dünden kalan acılarda bir bir gün yüzüne çıkıyor,
Bir dilim mutluluk geçmiyor kursağından aşkımın(!)
Yarımımdın, yarınımdın..
Şimdi bir hiç kadar yoksuluz hayatın sokaklarında..

Her Dalga
çarptığında içimin kıyılarına esrarengiz sırlarla gömülüyorum ben toprağa!
Eriyorum acımla , kavruluyor ölüm günüm takvimlerde asılı yapraklar bir bir düşürüyor,
Zaman çabuk geçiyor , asıl vuslat'a ramak kala soğuk duşlara sokuyorum düşlerimi,

Seni sevmek bu kadar acıklı olmamalıydı,
Hicaz mevsimlerde üşümemeliydik.

Ben bahar sanmıştım seni.
ıslansan bile gözlerinden yağacaktı nisan yağmurları
Şiirler yarım kalıyor kalem sensizliği anlatmaktan firar etti,
Hangi firakın kollarına bırakıp çorak topraklarda yürümeyi seçtin bir bilsen..

Bir cemre düşse nisanın şakağından gönlüme..
Bahara dönse kışa'sarmış gönlüm..
Bir sessizlik ürpertiyor düşlerimi,
Uyandığımda bir hayal olacağını biliyorum ve gözlerimi gerçeğe kapayıp ben yine sana d/üşüyorum..
Geceler çok soğuk yâr!
Kalbim üşüyor!
Hiç bir nefes çözmüyor buzlarını gönlümün..
Nasıl bir yalnızlık benimkisi, gecenin kolları dolanıyor boynuma, bırakmıyor kendime geleyim,

Bırakmıyor yazgı, seninle bir nefes çekeyim..
Âh yâr..
Bir umut bırak dilime, seni söyleyeyim..
Susturun artık bu hüznü, kahkalar dolsun suretime!
Güldür beni ey hayat, gözyaşlarımın vadesi doldu!

Umarsız bir son bahar var şimdi İstanbul’un göğünde yankılanıyor haykırışlarımız herkes sağır!

Mutsuzluğun gölgesinde bağdaş kurup tesbih çeken bir sûfiyiz!
Biz böyleyiz…

Aşka yol verenlerin safında dizlerimiz çürür.
Söylesene yar bundan mı vefakar yüreklerimize bu karşılıksız sevdalar!

Yollar kalabalık.
Gökler hüzünbaz.
Dudaklarımdan dökülen harfler nigahları çağrıştırıyor.
Gözüm "sende" kaldı yar!
Gör(m )üyor musun?

Odalarım İzbe, dört duvar öylesine üzerime geliyor ki feryad ediyor ruh'um.
Zamanın girdabında kalbime aşkın nasihatını veren yar!
Gözlerime bir sürme de sen çek(!)
Sıratından geçir beni aşkının, yalancı bir cennetin şakağına düşür dudaklarımı ...
Yatsı ezanında sar (s )ağır duygularımı.
Nafile olmasın bu uyanışlar...
Nafile düşmesin başlar omuzlara…

Bir dervişin gönlü şâhâ kalkıyor işte : " Allah" diye diye..
Vakit yatsı,
Sen düşüyorsun yine gönlüme,
Duâya kalkıyorum işte:

" Allahım umudumu alma elimden, en muhtaç olduğum kulunun gözlerinde söndür ruhumu!"

Seni bana yazması için uzunca sucûda koyuyorum başımı,
Bir gözyaşı dökülüyor secdeye tane tane…
Seni diliyorum Hûda'dan..
İcabet et dualarıma yâr...
Ruhum, gel söndür bu ateşi!

Ve ;

Bekle beni yar!

Bekle beni hüznü nakşeden tebessüm ile Arafımda(!)


Esma Mina Saraç – Halime Ezel ŞenoL

Etiketler : Eylül,yar,özlem,dua




Geç kalınan öykülerin pişmanlığını omuzlarıma çöken tonlarca ağrıdan idrak ediyorum
Ölüyorum …

Belki de ölmekten beter oluyorum her güneş doğduğunda ve geceye bakan pencerenin kenarında girdaplara düş düşürürken anlıyorum.

Anlamak bu kadar zoruma gitmemişti , Kıvranıyorum!
Alemin göğsü sancılanıyor , tasası neden bizim avucumuzu hane biliyor?

Vaatler beyhude!
Kaldırımlar Buz kesmiş , yalnız ve sakin yağmurun komşusu artık güneş yada buda Hurafe de…

Ben kendimin celladı oldum, oluk oluk kanımı akıttım
Cesedimi Toprağa gömmeye cesaretim yok , denizlerin dalgasına bıraktım Nereye varır bilinmez hangi balığın midesine yem gider tenim …

Geç kalınan öykülerin bir pişmanlığı da bende!
Üstadın dediği gibi ; “ Bu şehir girdap gülüm , Girdapta Ölüm”

Hangi hengamede değer verdiklerimiz uğruna Girdaba düşüp ölüyoruz, Deli yüreğim ;

” Sen Delirmişsin “ !

Esma Mina Saraç

Etiketler : delilik,sultanlık,ölümüm kara toprak

hicaz2gb9.jpg 

İçime bir şeyler oturuyor zamanın eksikliğini tattığım anda
Yetim duyguların esirindeyim Zülal
Kanıyorum elimi tutmadığın ilkindi vakitlerin alnında
Gözlerim perde in(dir )me , dayanamam seni görmemeye

Ah Zülalim
Firak şeb’lerde yıldızlara asıyorlar , kellemi kesip atıyorlar
Zalim Aşkların dizinin dibine …

Sarhoşluğun kadehini elimden al ve kır zülal
İhtiyacım bol sana …

Siyah saçlarını gözlerime düşür
Düşür ki dostluğun tadı kalsın damağımda
Canımdan öte cansın uzaklaşma
Yakma
B/ak içime
B/ak yüreğime
Yanıyorum Zülalim

Ah Zülal
Her rucüda duam oluyorsun
Seher vaktinde müezzinin sesiyle şad oluyor
Mirac’ta nefesim kesiliyor
Zihnime düştüğün an hüzne gark oluyor bu beden

Kalbim sensiz üşüyor Zülal
Beni yarım bırakma ahir zamanın eteğinde
Adımlarımı Topraktan bir karış geri çek

Korkuyorum dertlerim ile Toprak Olmaktan

Ürküyorum Sevabımın terazide yenik düşmesinden

Eski Biz neredeyiz
İyiler nereye gittiler Zülal

Nasıl özledim seni
Sesini,
Ağlayışını,
Aşk’ını anlatışını,
Gülüşünü,
İçten Dualarını,

Gözlerinde ki eşsiz şaşkınlığı dahi özledim Zülalim
Sensiz akıp giden bulutların yağmurunda kaldı sözlerim
Tek harf Zülalim
Tek harf ile gel bana
Tüm Büşra’lığın ile Müjdele yarınlarımızı nakşet iklimlerde ki güneşleri

Üstadında dediği gibi ;
Ancak Güneş giderir gölgeleri…
Güneşim/sin
Gölge/olan Zalimin varlığını sök içimden , yardım et ,tur elimden…

Öyle hasretim ki sana
Zorluklara gebe kaldım ,
Harflerim dokuz aydan önce doğum yapıyor
Acı çekiyorum zülalim

Sen gelsen , cemalini görebilsem ;
inan ki mutlu olacağım
Ben senin dostluğunla büyüyecektim , beni küçültme kalbinde…
Seni Seviyor bu kalp ; ah zülalim ..
Ahh
Ahhh…
Üzerimizden derin dalgalar, Mavi adalar geçiyor
Ben sitemlere boğuluyorum
Sen orada Suretini düşürüyorsun
Gel birlikte Şad edelim düşleri
Yarınlara , sebepsiz mutluluk işlemeyi
Dizinin dibinde şımarmayı …

Özlem genzime kaçtı
Öksürsem de geçmiyor
Bir damla su ol bana Zülalim;
Bir damla “su”

Esma Mina Saraç
Büşra Zülal Türk'e ithafen
Seni çokca seviyrum Can S/özüm(:


Etiketler : hicaz,firak,zülalim





Olmuyor , hiçbir zaman beni senden öteye savurmuyor
İklimlerinden kaçıyorum
Adımlarım sana , aklım seni düşünmeye zorluyor
Gitmek istiyorum senli düşlerden
Olmuyor ;

Hiç kimsenin gözlerinde seni bulamıyorum!
Bulmakta istemememin yan etkisi sarıyor zihnimi
Kararıyorum.

Zemheri Gecenin boynuna asmak derin rüyalar görmek istiyorum
Uykuya dalamıyorum , kara basanım oluyorsun Ama ;
Ben "sen" olamıyorum!

Gönlümde kelimeler tükeniyor
Dilim isyan bayrağını çekmeye hazırlanıyor
Diz boyu kan revan içinde beyaz tebessümleri gamzelerine yerleştirmeye çalışıyorum
Olmuyor ; Baştan yazamıyorum seni.

Soluyor ümit vermeden kaçınıp da verdiğin harfler.
Yangınların içinde bitap düşmüş bir gül’üm
Solgunum , kırgın ve kızgın yarınlara sitem ediyorum …

Rüzgarlara bıraksam kendimi
düşer miyim soğuk kaldırımlara
Ben Musalla taşına uzanmak istiyorum
Har Harf , dillerden iyi bilirdik’i işitmek ;
Ölebilsem arkamdan bir gün olsun suret düşürür müydün?

Sanmam lakin ; sensiz olmuyor
Olması da gerekmiyor tümceleri ele alırsak
İstemediğin sürece olmasın zaten diyor kızgın tarafım
Araflarda bırakıp gidişine kahır ediyorum
ödün veriyor, ödün rica ediyorum

Sarmıyor geceler , gündüzlerimi
Bu hengamede kahroluyorum
Olmuyor ;
O gecelerimi uğruna öldürebileceğim sözler kadar hiçbir şey beni şad etmiyor!
Mimleyemiyorum gözlerini
Alfabem çürüdü h/içleniyorum olmuyor
Sana laşeylik yakışıyordu , bana göz kırpmıyor …

Damarlarıma akıttığın zehir için müteşekkir olamıyorum
Sevinemiyorum , üzülemiyorum da
Özlüyorum gülüşünü görebilmek istiyor...
Yada gelme gitmeler gelmek için olunca güzel duruyor
Sen geliyordun ama gittiysen daha gelme ;
Yanacak can kalmadı bende …

Olmuyor kulağıma nağme diye nakşolan sesler haz vermiyor
Fısıldamayın O’nu bana
Ben O’nu hiç sevdim ; Olmuyor
Gökyüzü maviye çalmıyor yoksun diye
Varken hiç değilse kızıllığıyla güneşi barındıyordu.

Banamıyorum taze aşklara ekmeğimi
Sendin en güzel nimetim ;
Şimdi aç bir yetimim , ağlıyorum hıçkıra hıçkıra yinede ;
Olmuyor …

Esma Mina Saraç

Etiketler : olmuyor,yok







Bir mahreç'li harf döksem şimdi huzuruna
Kaç satırlık cümlelere gebe kalırdı kim bilir?
İnce sesimi gürleştirip çığlığı bassam
kaçar mıydı sözlerimden geri kalan öksüz ;
içime saçlarımın kokusunu değdirsem yüzüm alev alırdı belki de..



Cümleleri;hengamelerle gönderse bile;
vuslat'ın sevdasına yetişmek ne mümkün.
Hülasa;cümleler arasınsa saklanmış tüm gizlerin; silüeti ben de.
Çıkarmak istediğimiz,bir dize çiçek eşliğinde huzur sererdik.
Belki o zaman sevdaya uzaklıklar yakın gelirdi,Terennüm'e eşlik eden tüm alkışları;sessizlik ile ifade ediyorum.
Yetemiyorum çünkü


yetişmeye yardım eden ellerimi uzatsam adımlar hızlanır mıydı dersin ?
gözlerimden bir damla yaş akıtsam bilinmeyen kuyuya..
yusuf uzanır mıydı imdadımıza..
dirilmeye ramak kala ölüm kokusu tütmese sevdanın burnunda..


Yusuf'a ulaşmanın en büyük erdemi;gömleğini tutmaktı sanırım.
O gömleği tutan eller;Yusuf'u da buldu bölümü de.

Ve dirilmek;
hangi beden ruh'suz dirilmeyi başarmış ki;sen bırakasın Ruhunu..
Ölümü de ansa!

her savdanın sonu ölüm'e eşlik edermiş,hikayeler de bununla başlarmış ve bitermiş,bir var olsa bile hep yok olurmuş.
Sevda kokan destanların yolu bile ya ölüme gitmiş ya da ölümden nasiplenmiş.
Ölüm değil mi?
ha gelmiş ha gitmiş,fark etmez...

fark eden Laşey’lik ...
Şeb’de ısrarı üzerine Şuayı bulmuş bu sevdanın temeline duayı kondurmuş ey yiğidin göz nuru nikahını tez kıymış da vuslata ermiş..
Şimdi bir sukut daha eritiyorum tek hamlede Elhamdülillah varlığa!



Sahya - Firak-i Nigah(Esma Mina Saraç)

Etiketler : sahya,ses,laşey


Libasımız sökülüyor Laşey
Kan akıtıyor dizlerimiz
İnandığım masalların nabzı düşüyor
Bahanem var ölmeye , nefesim tükeniyor.

Firakım umarsız , bitap düşüyor yokluğunda
Varlık yokluktan gelir , sen var olmadın ki yokluğuna ağlayayım Laşey…
Sen baştan başa Laşey’sin soyunma Mecnun yada Ferhatlığa sakın ha ;

Sana Laşey’lik yaraşır!
Gözümün nur’unu akıtmıştım Libasına
Libasımız sökülüyor , yamamız yok Laşey…
Boğazıma harf düğümleniyor

Yutkunuyorum
Yutkunuyorum ; geçmiyor …

Yağmur sonrası adını anmayacağım Laşey ;
Ruhuma seni haram kıldı/m!

Bir damla su dileniyorum eşiğimde bir gölge beliriyor
Ellerini uzatıyor , tutabilmek için yalvarıyorum parmak uçlarım felç geçirmişcesine donuyor!
Ramak kala dudaklarından sözler fışkırıyor hüzne gebe fişekler ;

içinden akıttığın bu zehir’i kadehe dökme anda!”

dedi sustum ;
Bir firak ateşi değdi gönlüme ruhum inliyor/um... 
Esma Mina Saraç

 

Etiketler : firak,laşey





Kasım dengesizdi , bir gülüp bir yara çizdi... derimde iz , kalbimde his bıraktı !

Kasımdı , haddinden fazla Kasım ;

Yarına susmak istiyorum , gün doğarken susayabilmek adına Laşey
Arınmak istiyorum zamanın yoksulluğundan , tülbentimin altına sakladığım saçlarımın teline aşk (d )olsun , bulutlara elimi değdirebileyim yağmurları ümitlerimizle tebessüm provalarına adım atışlarımızın göğsüne indirebilmek için.

Bir Ateş var sol yanımda senin en sevdiğin adı “ Alev “ Laşey.

”Alev “ sürgünlere yol alan u/mutsuz akşamlara biletimizi kesen.
Her seher vakti umut olur güneş doğar öğle olur ilkindi girer alnımıza bir harf dokunur hüzün biner omuzlarımıza , akşam olur ve girdaplarda aşk’ı ararız.

Biz çok yanlış ümitlerde dolanmışız , oyalanmışız Laşey.
Bir Hiç kalmışız , bedenimiz kırışıklıkları evlatlık edinmeye başlar iken!

Yarına susmak istiyorum gecenin fecrinden nem almak , dudaklarımdan aşk dökülsün , umudum ol istiyorum Laşey , Fazla mı bir şey , umudum ol son bahar’da gül ve Topraklara tohum atabilme cesaretim ol.

Ve ;

Şedde’li bir Laolurum sükutunun derininde!

La diye çığlığı basıp.
LaL olurum varlığında ..
La olurum yine yokluğunda…

bir Elif miktarı Laşey!
Nazar et gözlerime iki satırlık harf dök başımdan aşağı (!)
Beni yarına bahtiyar kıl Laşey , Enfa canımı haylice yakıp gitti.

Solgun yapraklarda , enkaz altlarında arat beni

Yada ;

Sen en iyisini içine s/akla beni Laşey : İçine S/akla!
Aklayabildiğin kadar!

Esma Mina Saraç

Etiketler : Laşey,hiç,sevda




Saat Dört ;

Herkesin kalemi avucunun içinde hissettiği an aklına düşen ve mürekkebini o’na dair akıtacağı biri vardır , Rabbim diyorum üç noktalara bürünüp utanıyorum!
Sevda diyorum
- Kara diyorsun …

Kara Sevdaya tutuldum demek cazip geliyor gönül dilime, yapraklar bugün üzerime düşüyor beyzade , siyahı bulmaya çalışıp kahveye varan gözlerim üşüyor rüzgarların esirinde.
Sözleniyorum son baharın gelişi ile.
Sen varmışsın gibi yoksun hayat denilen mızıkçı bebeğin oyununda.
Tozlu raflarımda asılı kalmış adın , adın ki göğsümde kendimi bildim bileli yazılı olan imzalı tenim!

Gözlerimi diktim ayak uçlarından saçlarının teline dek :
Günah dediler , göz süzme yarin üzerine günah …
Sevap dedim O’na bakmak şükretmek Allah’a sevap…
Lakin güçsüz bir kelebek oluyorum günler geçtikçe , ölmekten değil seni bir kes daha göremeden gözlerimi yummaktan korkuyorum! Keyfimi kaçıran bir şeyler var sukuta bürünüyormuşsun gibi geliyorsun zihnime ,bulutlara kaş çatarmış gibi yapıp harfleri kısırlaştırıyorsun sanki …

Gülerek ağlıyorum bu defa, yorulduğumu hissettiğim an kadehimden bir damla seni içiyorum , işte sana gülebilir misin? Dediğim vakitler güçsüz kaldığım vakitlerdir beyzade!
Akrep yelkovanı kovalıyor , her şey mi içimde ki sevdama tezat düşüyor kardeşim bir beşer , bir kalem , bir ölü bile …

Oysa Ben , Saat Beş ;
Ezan vakti yaklaşıyor on yedi dakikayı geri saymaya başlasam şeytanın işi işte uyuya kalırım masanın başında , sandalyeye oturmuş ve dizlerimi göğsüme çekmiş bir vaziyetteyim dirseğimi masaya dayamış ah çekermişcesine avucumu sıkıp başımın sol köşesine yerleştirmişim , sağ elimde dolma kalemim kalemi ağzıma götürüyorum …

Dilim ile temas ederse seni düşürür mü sayfama ?
Zorlama kendini
- Sakın zorlama melekem, kırılırım …

Camdan bir ışık kesişiyor göz bebeğim ile , doğmak istersen vasiyetimi akıtıyorum damla damla , sigara dumanı geliyor camın aralığından burnumda tütün tütüyor , burnumda sen …
Tütün deyince akla ilk düşen sen , kalkıp bakmak istemiyorum kim tüttürüyor diye aklım beyzade ile sarılmışken , örtüşmüyor harflerim gözlerim ile …

Seni İstiyorum bu gecenin deli vaktinde!
Müezzinin sesi kulaklarıma nakşoluyor , gönlüm coşuyor bir anda san ki sen gelmişsin kapı aralığına şuam dibine kadar adına batırılmış bir nimet gibi konuyor dudaklarıma.

Soğuk sularda abdestimi alıyorum kendime gelirim belki diye ;
Sözlerim kendimden haylice büyük , gözlerinde küçülmekte , büyümekte istemiyorum beni orta boylu sev beyzade…

Sahi sevebilecek misin ki günün birinde ?
Ya Habibim diyorum bir mucize , Nasip dedik itaat ettik Nasip eyle o Kulunu ömrüme en helalinden tenime!

Doğruluyorum Rabbime…
Duru/luyorum her rucu’da san ki guslüm oluyor ruhuma akıttığım göz yaşlarım.
Yanımda hayalimden bir Enfa beliriyor
Namazım bitiyor , duam alıyor gök kubbede yerini , sana koşuyorum sevgili …

Masa başına ilerlemekten aciz kalıyor bedenim , bitap düşüyor adımlarım yatağıma uzanıyorum “bal” renginde ki gözlerini öpüyormuş gibi yastığıma değdiriyorum yüzümü …

Saat Altı ;
Aklım fikrim sende Kaldı(!)

Esma Mina SARAÇ!

Etiketler : Saat,Namaz,Enfa,Aşk